• Facebook
  • Twitter
  • Lebriz
Erhan Lanpir

LANPİR, 1979 yılında doğdu. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Bölümünden mezun oldu. Kişisel ve pek çok karma sergilerinin yanında yurt içinde ve dışında çalıştay ve sempozyumlarda yer aldı. 2015, 2016 yıllarında Fransa Paris Louvre SNBA Carousel Salonu Türk Delegasyonu Salon Sergisi, 2015 Polonya’da Torun Müzesi, Okregowe Ala Turque sergisi gibi çok sayıda uluslararası sergiye de çalışmalarıyla katıldı. Çalışmaları özel ve resmi koleksiyonlarda yer bulmuştur.

LANPİR, Alarm-Art adlı sanat topluluğunun da bir üyesi olarak, topluluğun sergi ve projelerinde rol almaktadır. Çalışmalarını Eskişehir’deki atölyesinde sürdürmektedir.

Naturalia, artificalia, scientifica, mirabilia, bibliotheca.

Rönesans’ın büyük kolesiyonlarının kategorileştiği Nadire Kabineleri müzeciliğin temelini oluşturur. İlk belirdikleri 14. Yüzyılda Fransa’da cabinet de curiocités, İtalya’da studiolo, Almanya’da wunderkammern ya da raritätenkabinett olarak anılır. Bizdeki karşılığını Halil Edhem nadire kabinesi olarak vermiştir.

Kabinelerde bilgi kaynağı görmek ve sınıflandırmak değil, nadireler arasında kurulan gizemli ilişkilerdir (correspondance) Bu ilişkiler sayesinde inşa edilen dildir, anlatıdır. Her nadire bir semboldür, metafordur, alegoridir. Ve bu dil, nadirelerle baş başa zaman geçirerek, onları tefekkür edebilme, aralarındaki ilişkiyi okuyabilme ayrıcalığına ve gücüne sahip olanlara özeldir.[1]

Nadiren bulunan, merak saikiyle toplanan ve sahip olana ayrıcalık, güç getiren “nadireler”, nesneye sahip olmanın güç ve ayrıcalığından nesnenin bilgisine sahip olmanın ayrıcalığına, giderek nesnenin bilgisinin saklı olduğu hikâyeyi anlatmanın gücüne evrildi.

Sanat nesneleri bize içlerindeki gizil hikayeyi anlatır. Merakımızı çağıran da budur; hikayeyi dinleme ve onun evrenine dahil olma arzusu. Bir müzenin ya da galerinin fiziksel mekanında yeni bir mekan kurar resimler, heykeller, fotoğraflar. Üstelik anlatılan insanlığın şekil verdiği, yeniden tanımladığı, isim verdiği kültürel hafızayı oluşturan mirasın kadim hikayesidir.

LANPİR’in lamekân, “nadireleri”, her biri yalın bir kaidenin üzerinde, meydana çıktığı tuvalin boyutunu zorluyor. Kendisini izleyeni hikayesine dahil edip, bizi çevreleyen sınırın dışına taşan, tüm zamanlara ait bir düşsel bir mekan kuruyor. Artık nadireler kabinesinin düşsel varlıklarıyla baş başasınız. Hikayeyi anlatma sırası sizde.

 

                                                                                     Canan CÜRGEN

                                                                                     Müze Bilimci

 

[1] Ali Artun, Müze ve Modernlik, Tarih Sahneleri-Sanat Müzeleri 1 (İstanbul: İletişim Yayınları Sanat Hayat Dizisi, 2006)



 
Erhan Lanpir

Erhan Lanpir

Angelus - 166x89 cm - TÜAB
Erhan Lanpir

Erhan Lanpir

Oceanum 7 - 40x50 cm - TÜAB
Erhan Lanpir

Erhan Lanpir

Oceanum 6 - 40x50 cm - TÜAB
Erhan Lanpir

Erhan Lanpir

Oceanum 5 - 40x50 cm - TÜAB
Erhan Lanpir

Erhan Lanpir

Oceanum 4 - 40x50 cm - TÜAB
Erhan Lanpir

Erhan Lanpir

Oceanum 3 - 40x50 cm - TÜAB
Erhan Lanpir

Erhan Lanpir

Oceanum 2 - 40x50 cm - TÜAB
Erhan Lanpir

Erhan Lanpir

Oceanum 1 - 40x50 cm - TÜAB
Erhan Lanpir

Erhan Lanpir

Tristitia - 60x50 cm - TÜAB
Erhan Lanpir

Erhan Lanpir

Somnium - 40x25 cm - TÜAB
Erhan Lanpir

Erhan Lanpir

Visium - 40x25 cm - TÜAB
Erhan Lanpir

Erhan Lanpir

Quadratum - 80x60 cm - TÜAB