• Facebook
  • Twitter
  • Lebriz
Yalçın Gökçebağ Retrospektif Sergisi

Yalçın Gökçebağ Retrospektif Sergisi

14 Ocak - 29 Mart 2020

İş Sanat Ankara Sanat Galerisi – Kibele Galerisi

 

Yalçın Gökçebağ’ın retrospektif olarak tanımlanabilecek bu sergisi, sanatçının farklı dönemlerine ait bir çok eserden oluşuyor. Bu nedenle izleyicilerin, bir ressamın 64 yıla yayılmış sanat hayatına genel bir gözlem yapabilmeleri için çok güzel bir fırsat. Sergi 14 Ocak – 29 Mart 2020 tarihlerinde İş Sanat Ankara Sanat Galerisi’nde gezilebilir.

Sanatçı Yalçın Gökçebağ, sergi ile ilgili duygularını şöyle aktarıyor;

“Retrospektifin kelime anlamını, “geriye bakmak, olayları geriye doğru düşünmek” olarak yazabiliriz. Bence gayet yerinde bir tanımdır.

Ben ilk profesyonel resim öğrenimim adına 1958 senesinde İstanbul Çapa Resim Semineri’ne girdiğim tarihi baz alırım. Demek ki, o günden bugüne 61 yıl olmuş. Elbette daha önceleri de resim yapıyordum ama çok azı ressam olmak içindi.  Daha çok ödevler, boş zamanlarda yaptığım resimler… Bunları da sayarsak 64 yıl denebilir.

Bu sergi benim 64 yıldır yaptığım küçüklü büyüklü tablolarımdan oluşuyor. Yalçın Gökçebağ bu tarih aralığında ne yaptıysa görmek mümkündür. Ayrıca sergiyi görenlerin, Yalçın Gökçebağ’ı eskiden beri yaptıklarıyla değerlendirebilecekleri, ne yapmış, nasıl yapmış? sorularının cevaplarını bulabilecekleri bir karmadır.

Bu sergiden önce, “ben ne yaptım?” sorusunun cevabını bulamıyordum. Olsa bile bu kadar gözler önünde olmuyordu. Yani kendimi, geçmişimi net olarak görememiştim. Açık ve samimi söylüyorum ki, bu sergi ile aynada kendimi görmüş gibi oldum. Bu kadar eski ve yeni resimlerimi bir arada görmemiştim. İşte şimdi herşey ortada görünüyor. Kendi kendimi sınava tabi tutmuşum gibi geldi. Ama sonunda sınavı geçtim diye düşündüm. Bakalım izleyiciler neler söyleyecek…

Zaman zaman eski eserlerim daha güzelmiş diye de düşündüm. O zamanlar tamamen özgür ortamda istediğim gibi resim yapıyordum. Hiçbir kaygı olmadan. Galeriler olmadığı için, sergi açma stresi gibi bir sürü etkenin hiçbiri yok. Canın nasıl istiyorsa onu yapıyorsun. Böyle söyleyip, şimdi yaptığım eserlerle mukayese yapmışım gibi oluyor ama halen yaptığım tabloları da aynı samimiyetle, aynı keyifle yapıyorum. Yine özgür düşüncemle ortaya çıkarıyorum. Ben sadece o dönemin sadeliğini, naifliğini anlatmak istedim. Dikkat edilirse, konularımda, genel üslubumda değişiklik pek yok. Elbette bir sanatçı olarak her resmimi daha yeni olarak yapmaya çalıştığım bir gerçektir. “





 
  • 1944 Denizli’de doğdu.

    1958 İstanbul’da Çapa Resim Semineri’ne katıldı.

    1963 Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nden mezun oldu.

    1971 TRT’de kameraman olarak çalışmaya başladı.

    1990 ODTÜ Güzel Sanatlar Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 17’si yurtdışında olmak üzere toplam 70’a yakın kişisel sergi açtı, çok sayıda karma sergiye katıldı. 6 yarışmalı sergide ödül kazanan sanatçının ödülleri arasında DYO Resim ve Heykel Ödülü, Devlet Resim ve Heykel Başarı ödülleri sayılabilir.

    1967 Akşehir Müzesi, Akşehir

    1975 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, Ankara

    1981 Vakko Sanat Galerisi, Ankara

    1983 Tiglat Sanat Galerisi, İstanbul

    1987 Vakko Sanat Galerisi, Ankara

    1990 Abu Dabi Sergisi, Abu Dabi

    1990 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    1991 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    1993 Özten Zeki Gallery, Londra

    1993 Kazım Taşkent Sanat Galerisi, İstanbul

    1994 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    1994 La Galerie “naifs du monde entier”, Paris

    1996 Eindhoven Türkiye Festivali, Eindhoven

    1996 Armoni Sanat Galerisi (Pasteller), Ankara

    1996 Üsküp Kent Müzesi, Üsküp

    1997 Armoni Sanat Galerisi, İstanbul

    1997 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    1998 Armoni Sanat Galerisi (Pasteller), Ankara

    1999 The Gallery in Cork, Londra

    2000 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    2002 İş Bankası Sanat Galerisi, İstanbul

    2002 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    2005 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    2007 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    2007 ABD Şehir Sergileri, 5 Şehir

    2008 Antik Park Sanat Galerisi, İstanbul

    2009 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    2009 Amman Fine Art Museum, Amman

    2009 Şam Opera Binası, Şam

    2010 Selçuk Yaşar Sanat Galerisi, İzmir

    2010 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    2011 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    2012 Brüksel AB Daimi Temsilciliği, Brüksel

    2013 Armoni Sanat Galerisi (Pasteller), Ankara

    2013 Selçuk Yaşar Sanat Galerisi, İzmir

    2014 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    2015 Platform A, Ankara

    2015 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    2016 Çorum Belediyesi Sanat Galerisi, Ankara

    2016 Denizli Büyükşehir Belediyesi, Denizli

    2016 Taipei Tamkang University, Tayvan

    2017 Art212 Sanat Galerisi, İstanbul

    2017 Museo L’iber-Palacio de Malferit, Valencia

    2017 Haydar Aliyev Kültür Merkezi, Bakü

    2017 DYO Selçuk Yaşar Resim Müzesi, İzmir

    2018 The Peninsula Art Gallery, Pekin

    2018 Armoni Sanat Galerisi, Ankara

    2019 Art212 Sanat Galerisi, İstanbul

    2020 – İş Sanat Ankara Sanat Galerisi, Ankara

    Anadolu Düşlerinin Ressamı Yalçın Gökçebağ Üzerine…

    Anadolu görüntülerini konu olarak alan Yalçın Gökçebağ’ın kişiliği resimlerine yansımıştır. Bu resimlerde sahteliğe, çirkinliğe yer yoktur. Bir saf yüreğin, hiç bir özentiye kapılmaksızın düş ve imgelem dünyasını tuvalde yaşantıya dönüştürmesinde zaten hiç bir zaman sahtelik, çirkinlik oluşamaz... Duyguların ve bir insan karakterinin renk ve biçiminin araç olduğu bir özgünlüğe varışı olarak nitelenebilir bu durum. Yalçın Gökçebağ eğer resim yapmasa, bir başka “Medium” kullansa örneğin şiir yazsaydı, ondaki imgelem ve düş dünyasını kelimelerle özümleyecek ve o naiviteyi gene yüreğimizde hissedecektik.

    Günümüzde, yani tüm boyutyarıyla yaşadığımız iletişim ve bilgisayar çağında sanat eğitimi görmüş bir entellektüelin nasıl olupta naif olabildiği bir soru olarak akla gelebilir. Yalçın’ın resimlerindeki düzenleme incelendiğinde bir beceriksizlik sonucu oluşan biçimlere kesinlikle rastlanmaz. Her figür, her nesne yada doğa da yer alan öğelerin -kimi örneklerini gördüğümüz sahte naiflerde olduğu gibi- isteyerek yapılan biçim bozmalara, çocukca algılamalara, yada çocuk resimlerinde saptanan grafiksel gelişim basamaklarının 5-10 yaşlarında görülen düzleme, tamamlama boy hiyerarşisi gibi özelliklere Yalçın Gökçebağ’da rastlanmaz. Ondaki naivite daha çok saf yüreğindeki sıcaklığın resmini izleyen insanı sarmasından, kavramasından oluşur. Yalçın’ın resmini daha iyi anlayabilmek için onunla 2-3 saat birlikte olmak gerekir diye düşünüyorum. Hele onu bağlama çalıp türkü söylerken izlemişseniz resmini yaşamaya başlarsınız. Türküleri yüreğinden taşar, gözleri yumuktur, Yalçın türkü olmuştur, ırmak olmuş akıyordur. Esen bir Anadolu rüzgarıdır. Bozkırda kımıldayan bir ağacın sesi gelir kulaklarınıza... Sözlerini bilmezseniz de sizde o türküyü mırıldanmaya, yani Yalçın’ı yaşamaya başlarsınız. Eğer resimlerini daha önceden bir kez bile görmüşseniz gözünüzde canlanır, bir türküden bir resme girersiniz. Resimler çerçeve içinde duran bir anın donmuş kalmışlığı değildir. Dışardan bakıp kalmanız olası değildir.

    Tarla dönüşü köye giden arabacının yanında oturuyorsunuzdur, günün yorgunluğunu içinize sindirmiş, iş yapmış üretmiş bir insanın iç huzuruyla, mutluluğuyla berabersinizdir artık... Akşam serinliğini terli alnınızda hissetmemek mümkün değildir. Yol kenarlarındaki kır çiçeklerinin, yabani kekiklerin, yarpuzların kokusu aldığınız nefese karışır... İşte böylesine gerçek bir naiviteyi bize taşıyan Yalçın Gökçebağ’ın son resimlerinde mistik, fantastik bir yönelişi görmekteyiz. Balonlar, uçaklar, zeplinler geniş-büyük mekanlar, anıtsal doğa görüntüleri içinde yer almaktadır. Zaten maiflerin en büyük niteliklerinden biri de böylesine fantastik ve metafizik eğilimlerine resmlerinde de yer vermeleri değil midir? Yalçın Gökçebağ’da rastlanan bir diğer ve çok önemli tipik özellik kompozisyon şemasıdır. Diyagonal veya yatay görüntülerinde doğa anıtsal bir şekilde vardır. İnsanın doğa da yer alışı ise doğanın anıtsallığını pekiştirir. Bu önemli özellik Alman romantik ressamı Caspar David Friedrich dışında Batı resminde her zaman rastlanan bir durum değldir. Bu ideale dayalı kişisel bir iç dünyanın ifadesi olarak da görülebilir. Doğanın muazzamlığı karşısında bir insanın küçüklüğü dikkati çekmektedir. Gerek ilk hıristiyanlık dönemi, gerek Rönesans ve gerekse Barok resme baktığımızda bunun tersini görürüz.Bu individualist felsefenin sonuçlarıdır. Figür özellikle insan figürübüyük olarak algılanmaktadır. Bu bakımdan Yalçın Doğu’ya. Doğu’daki mistik felsefeye yakındır.

    Doğu insanı kendini toplumu için gözünü kırpmadan yakabilen özverili bir karakter taşır. Türk ve İran minyatüründe, Çin resminde, Japon resminde büyük mekanlar, anıtsal doğa görüntüleri içinde insan ve insanlar çaresiz, çok küçük ayrıntılardır. Yani başka bir deyişle Batı’daki insan figürü için arkadaki mekan-doğa tamamlayıcıdır. Yalçın’ın resimlerinde ise Doğu’da olduğu gibi insan ve figür doğa içirde ayrıntı ve tamamlayıcı olarak ele alınmaktadır. Bu önemli özgünlük bir Türk sanatçısının geçmiş ile olan bağlarının kanıtı olarak görüldüğü gibi, resimdeki plastik diliyle naivitesiyle çağdaş ve evrensel olunabileceğini bize göstermektedir. Tıpkı Le Nain, Chardin, Corot, Chagall’ın folklorik esintileri naifce potalarında duyumsattıkları gibi... Otto Dix, George Grosz, Jean Fautrier, Picasso, Lindner, Hockney ve hatta günümüzde Anselm Kieffer’de naif öğelerin gözden kaçmadığı gibi. Bu yüzdende her çağda, her akımda naif karakterde sanatçıların ortaya çıkabileceğini, kişinin akademik bir eğitim görse de entellektüel de olsa veya halkın içinden de gelse bir değer olmasının engellenemeyeceğini kabul etmek gerekiyor. Gökçebağ’ın ilk resimlerindeki yüzeydeki figürlerin şimdi mekan içinde yer almaları, planların oluşumuyla fantastik öğelerin bu planlarda yer alması yeni bir zenginliktir. Bu zenginlik espas’a (derinliğe) ve çok essli bir dünyaya kapılarını açmıştır. “Anadolu Düşlerinin Ressamı” Yalçın Gökçebağ doğuştan getirdiği güzel yüreğiyle bu sergisinde, bu çok sesli dünyada, bize yepyeni serüvenler, içinde yaşayacağımız yeni düşler, fantasyalar sunuyor.

    M. Zahit Büyükişliyen

    1993, Armoni Sanat Galerisi Kataloğu

    2015, Yalçın Gökçebağ “Yaşam ve Sanatı” Kitabı

Sergi Resimleri
Yalçın Gökçebağ

Yalçın Gökçebağ

125x100 cm - DÜYB
Yalçın Gökçebağ

Yalçın Gökçebağ

92x63 cm - DÜYB - 1977
Yalçın Gökçebağ

Yalçın Gökçebağ

70x60 cm - DÜYB - 1978
Yalçın Gökçebağ

Yalçın Gökçebağ

40x60 cm - DÜYB - 1982
Yalçın Gökçebağ

Yalçın Gökçebağ

50x60 cm - TÜYB - 1982
Yalçın Gökçebağ

Yalçın Gökçebağ

30x40 cm - TÜYB - 1985
Yalçın Gökçebağ

Yalçın Gökçebağ

50x60 cm - TÜYB - 1985
Yalçın Gökçebağ

Yalçın Gökçebağ

50x60 cm - TÜYB - 1989
Yalçın Gökçebağ

Yalçın Gökçebağ

50x60 cm - TÜYB - 1992
Yalçın Gökçebağ

Yalçın Gökçebağ

50c60 cm - TÜYB - 1993
Yalçın Gökçebağ

Yalçın Gökçebağ

50x60 cm - TÜYB - 1995
Yalçın Gökçebağ

Yalçın Gökçebağ

60x80 cm - TÜYB - 1999